
Artık zamanı geldi, dedim kendi kendime yürürken. Uzun bir süredir pasını silme zamanıydı kulaklarımın. Karşıma çıkan ilk “diy” konser afişinin bilgilerini not ettim beynime. Tabii bu çok kolay olmadı. BARK yazısı göründü karşımda. Görünmez adamların keşfini yaşadım hayalimde. Gittim, dinledim. Öyle bir gürlediler ki önümde duran şarap kadehi çatladı. Müzik yeterince mucizevi, dedi Okan sahnede. “Kimse beklemesin”. Dünyanın bir anlamı olması gerekmiyor dedim, sahnede bizi hırpalayan adamı, BARK grubundan Okan Gündüz'ü buldum, soruları soruşturdum. Bulup, dinlemesi size kalmış. Uzatmaya lüzum yok, üstadın dediği gibi “Daha fazla sözünü etmeyelim.”
FOTOĞRAF-RÖPORTAJ: IMMO GUITTI
________________________________________________________________________
Müziğe nasıl başladın?
Küçüklükten beri uğraşırım ancak liseyi bitireli bir yıl olmuştu, "gelecek" sıkıştırmıştı, beni sürekli plan yapmaya itiyordu ben de bu planları reddetmeye çalışıyordum içimden de bir ses sürekli beni çağırıyordu, müzik sesi. O sesi dinledim. Her şeye rağmen yaşama isteği müziğin kendisidir çünkü, öyle diyordu içimdeki ses. Sonra bir gün Cahit Berkay'la karşılaştığımı anımsadım, Moğollar 94 albümüydü. "Issızlığın ortasında"yı dinledim, boğazım düğümlenmişti. Aradım, taradım, albümü buldum. "Alageyik"te yaylı tambur çıktı karşıma, hayat dostum oldu.
Edindin mi kendine peki?
Evet. Bir gün canıma tak etti, abimin telefonunu da satarak yaylı tamburu aldım kendime. Bu arada da liseyi bitirmiş okuduğum üniversiteyi de bırakarak tekrar sınava hazırlanmış ve Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünü kazanmıştım. Sonra aldım elime kemanımı...
Sevdiğin müziği yapmak içini rahat tutuyor mu?
İradelerimizi sadece hayatta kalmak için harcadığımız ve harcadığımız bu irade miktarı sahip olduklarımızın hepsini tüketmeye yetecek kadarken "içimi rahat tutmak" lafı az kalır. Sağ gözkapağımı indirip sol gözüyle kendi hayatımı süzdüğümde tek şey için yaşadığımı görebiliyorum, o da yapmış olduğum müzik.
BARK'ı ortaya çıkaran gerekçe nedir?
Kadir, Rıza ve ben aynı zamanda birlikte müzik yapıyorduk ve kendi müziğimizi yapmaya karar verdik. Aynı dili ve aynı düşünceyi paylaşan üç kişiysek bunu kolektif bir hale dönüştürebiliriz, dedik.
Neydi o düşünce?
Ne yaparsanız yapın, adını ne koyarsanız koyun, düşüncenin gerçek kaynağının var olan yaşama ya da düzene bir tepki olduğunu söyleyebilirim. Her ne kadar yaşam denilen oyunun kuralları onlar tarafından belirlense de biz sözlerimizin etrafında semazen olmaya devam edeceğiz.
Peki neler söylüyorsunuz?
İlham aldığımız her şeyi. Genelde kendi yazdıklarımızı. Dünyanın herhangi bir köşesindeki herhangi bir olayın kattığı ilhamla oluşturduğumuz hemen her şeyi...
Bu müziğe bir isim vermek zorunda olsaydınız ne derdin?
Herhangi bir türe girdiğini düşünmüyorum. Müzik türleri market reyonlarındaki isimler gibi anılmak zorunda değil. Rock veya bir başka şey... Farketmiyor adı.
BARK'a geri dönersek... Sahnede çok rahat ve uyumlu duruyorsunuz. Bu nereden edinilmiş bir tavır?
Çokça şeyin birleşimi sanırım. Aramızdaki birliktelik, gelen seyirci ile aramızdaki sinerji...
Kendi bestelerinize gelen tepkiler nasıl? Sonuçta buraya çoğunlukla sizi tanıyan bir kitle geliyor ve tepkileri sizin için bir kriter oluşturuyordur herhalde.
İlk başlarda pek eşlik olmuyordu açıkçası. Sonraları dinledikçe, insanlar beyinlerinde jimnastik yapıp onaylayınca katılım artıyor haliyle. Zaman geçtikçe de olumlu tepkiler geliyor.
Ne zamana kadar müzik?
Dünyada yapılacak daha iyi bir şey olana kadar ve sanırım fiziksel olarak neslimiz tükeninceye kadar yapılacak daha iyi bir şey olmayacak müzikten başka.
Küçüklükten beri uğraşırım ancak liseyi bitireli bir yıl olmuştu, "gelecek" sıkıştırmıştı, beni sürekli plan yapmaya itiyordu ben de bu planları reddetmeye çalışıyordum içimden de bir ses sürekli beni çağırıyordu, müzik sesi. O sesi dinledim. Her şeye rağmen yaşama isteği müziğin kendisidir çünkü, öyle diyordu içimdeki ses. Sonra bir gün Cahit Berkay'la karşılaştığımı anımsadım, Moğollar 94 albümüydü. "Issızlığın ortasında"yı dinledim, boğazım düğümlenmişti. Aradım, taradım, albümü buldum. "Alageyik"te yaylı tambur çıktı karşıma, hayat dostum oldu.
Edindin mi kendine peki?
Evet. Bir gün canıma tak etti, abimin telefonunu da satarak yaylı tamburu aldım kendime. Bu arada da liseyi bitirmiş okuduğum üniversiteyi de bırakarak tekrar sınava hazırlanmış ve Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünü kazanmıştım. Sonra aldım elime kemanımı...
Sevdiğin müziği yapmak içini rahat tutuyor mu?
İradelerimizi sadece hayatta kalmak için harcadığımız ve harcadığımız bu irade miktarı sahip olduklarımızın hepsini tüketmeye yetecek kadarken "içimi rahat tutmak" lafı az kalır. Sağ gözkapağımı indirip sol gözüyle kendi hayatımı süzdüğümde tek şey için yaşadığımı görebiliyorum, o da yapmış olduğum müzik.
BARK'ı ortaya çıkaran gerekçe nedir?
Kadir, Rıza ve ben aynı zamanda birlikte müzik yapıyorduk ve kendi müziğimizi yapmaya karar verdik. Aynı dili ve aynı düşünceyi paylaşan üç kişiysek bunu kolektif bir hale dönüştürebiliriz, dedik.
Neydi o düşünce?
Ne yaparsanız yapın, adını ne koyarsanız koyun, düşüncenin gerçek kaynağının var olan yaşama ya da düzene bir tepki olduğunu söyleyebilirim. Her ne kadar yaşam denilen oyunun kuralları onlar tarafından belirlense de biz sözlerimizin etrafında semazen olmaya devam edeceğiz.
Peki neler söylüyorsunuz?
İlham aldığımız her şeyi. Genelde kendi yazdıklarımızı. Dünyanın herhangi bir köşesindeki herhangi bir olayın kattığı ilhamla oluşturduğumuz hemen her şeyi...
Bu müziğe bir isim vermek zorunda olsaydınız ne derdin?
Herhangi bir türe girdiğini düşünmüyorum. Müzik türleri market reyonlarındaki isimler gibi anılmak zorunda değil. Rock veya bir başka şey... Farketmiyor adı.
BARK'a geri dönersek... Sahnede çok rahat ve uyumlu duruyorsunuz. Bu nereden edinilmiş bir tavır?
Çokça şeyin birleşimi sanırım. Aramızdaki birliktelik, gelen seyirci ile aramızdaki sinerji...
Kendi bestelerinize gelen tepkiler nasıl? Sonuçta buraya çoğunlukla sizi tanıyan bir kitle geliyor ve tepkileri sizin için bir kriter oluşturuyordur herhalde.
İlk başlarda pek eşlik olmuyordu açıkçası. Sonraları dinledikçe, insanlar beyinlerinde jimnastik yapıp onaylayınca katılım artıyor haliyle. Zaman geçtikçe de olumlu tepkiler geliyor.
Ne zamana kadar müzik?
Dünyada yapılacak daha iyi bir şey olana kadar ve sanırım fiziksel olarak neslimiz tükeninceye kadar yapılacak daha iyi bir şey olmayacak müzikten başka.













