“Sözlerim ruh sağlığı yerinde ve içlerinde tek bir kişilik taşıyanlar için değil. Sözlerim benim gibi içinde binlerce ruh taşıyanlara...”

22 Eylül 2014 Pazartesi

Hans Backovic

“Yönetmenlere güveniriz. Karanlıkta oturup bizi etkilemeleri için onlara meydan okuruz. Çok aşırıya kaçmayacaklarına inanırız. Hans Backovic bir teröristti. Yönetmenlere olan güvenimizi kötüye kullandı. İzleyicilerini yaralamak değil, tamamen yok etmek istedi.”

John Carpenter'ın Cigarette Burns'ünde buna benzer bir şeyler geçer...


18 Ağustos 2014 Pazartesi

PAZARTESİ ŞARKISI #9

"it's just a cigarette..."



6 Ağustos 2014 Çarşamba

Bir gezgin şair: “Gérard de Nerval”


Bekleme beni bu akşam
Çünkü ak ve kara olacak gece...


Siyahın gezginiyim: her gün daha derine yanar akşamla caddede vebalı lambalar, bezgin, sıkıntıyla bakar herkes benzerine; redingotlarıyla mumya gibi otururlar iş yerlerinde, kahvelerde. Ve akar zaman. -Birden söner uzak bir yıldız gibi yaşaman- demek isterim, alımlı kadının birine.

Çünkü kanar “bir mezarda bırakılan aşklar”: Adrianne! Jenny! Yıllardır bakir bir dulum ben, avuntu bilmez. Nafileydi tüm yolculuklar o arayış: kara güneş içimdeydi zaten. Gittim harfin ve sayının bilinmez ucuna: Ölü yüzüm çekilmişti gecenin burcuna, korkmadım sokağa hapsediyorken kapılar.

Adoniram! Hançerle sınandı ustalığın ve açıldı gül gibi Toht Kitabı'ndaki giz: Herkes iki'dir. Ben kimin öteki adıyım? Söyle: Bulmak mıydı amacın ey yitik ikiz. “İçimizde bir oyuncu, bir seyirci yaşar” ve “akıl ürünleri delilikten de çıkar” kazıyınca pıhtısını o yıkık zamanın.

Melek gülümsemiyor artık öteki anam, çekil! Çünkü “siyah ve beyaz olacak gece”. Ulaşır mı yaralı hayvan gibi bağırsam sesim bencil, sevgisiz, muhkem ev içlerine? Onulmazım. Çağcıl kentin yabanıl yitiği. Tek giysim vebalı ışıklarla melankoli, bir redse kurtulmak bile istemem yazgımdan.

İki'yim: Yakalandım sokakta çırılçıplak ve giydirildim başkalarının sözleriyle. Ah! karanlığa giren görür beyazı ancak, hangisiyim? Biliyorum kimin gözleriyle? Ne yapsak silinmiyor ruhtan geçmişin izi yaşamak kadar ölüm de çağırıyor bizi, geçiyorum sokağı fenerle konuşarak...

Hem yaşamın imidir hem ölümün her fener...

Morg Kaydı
Giriş tarihi: 26 Ocak 1885
Adı, soyadı: Labrunie, Gérard de Nerval deniliyor
Cinsiyeti: Erkek
Yaşı: 47
Doğum yeri: Paris (Seine)
Medenî hali: Bekâr
Mesleği: Edebiyatçı
Giyim/eşya: Siyah ceket, siyah yakalık, gömlek, flanel yelek,
gri-yeşil pantolon, kızıl çoraplar, boyalı ayakkabılar, siyah şapka
Ölüm biçimi: Asılma
İntihar ya da cinayet: İntihar
Ölüm nedeni: Bilinmiyor
Gözlem: Morga kaldırılmadan önce tanındı.
“cesede edebiyatçılar derneği sahip çıktı”


ALTERNATİF YAYINLARA NASIL BAKIYORLAR?

Tüketeceksek de alternatif... “Neden alternatif yayınları tüketmeliyiz?” demiyorum artık. Bir avuç üreten bireyin ürünlerini tüketirken de alternatif yayınlara destek veren yerleri seçiyorum. Örneğin, İstanbul'da kimi yerlere elimde fanzinle gidip var olan dükkana bırakıp bırakamayacağımı sorduğumda verilen tavırı unutmuyorum. Küçük bir kıvılcam da olsa sonra o mekanları bir avuç dostuma da olsa ifşa ediyorum. “Benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir / ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette” diyen İranlı şair Füruğ Ferruhzad gibi Kadıköy veya Taksim'de terk edilmiş merdivenlerden inip, sahaflara geçiyorum. Kitabevlerine...

Kimisi Akmar'daki Sosyal Sahaf oluyor. Ve diyor ki, “Tabii ki fanzini bırakabilirsin”. Beyoğlu veya Kadıköy'deki 26A'lar gibi... Tanışıp, teşekkür ediyorlar... 6:45 örneğin. İkinci Yeni Kafe gibi uğranılması gereken yerler mesela. Her defasında destek oluyor. DeForm ya da Kontra gibi plakçılar gülümsemeyle alıyor yayınları. Akademik Kitabevi dostça bakıyor alternatif yayınlara... Tabii, mephistolar da. Bunlara ek olarak, Robinson Crusoe 389, İnsan, Kırmızı Kedi, Gon, Aziz Kedi Kitabevleri... Gaziantep'te Don Kişot diye bir kitabevi var misal. Her türlü desteği gösteriyorlar ve bize de dostça selam göndermek düşüyor.

Kimisi de “ya fanzinleri kabul edemiyoruz”, “karşı değiliz ama çok doldu ortalık” gibi tepkilerle cevaplıyor. Bu tepkilerle karşılaştığım İmge Kitabevi gibi yerleri bir tüketici olarak tercih etmiyorum artık. Kimi fanzinler mevcut kabul ediyorum fakat daha önce iki kez aynı cevabı verdiler. Ayrıca Fenerbahçeli arkadaşların çıkardığı Vamos Bien fanzini için de benzer tepkiyi gösterdiklerini hatırlatalım. Medya sosyalse, sosyal medyanın da gücüne güveniyorum!


İleride “Selçuk Yula” var!


Bu dünyadan bir “Selçuk Yula” geçti...
(8 Kasım 1959 - 6 Ağustos 2013)




31 Temmuz 2014 Perşembe

Fanzin: “Dog Juice”


Bundan tam 14 sene önce belleklerde önsözü yazılmış bir fanzin, Dog Juice.

İki arkadaşın yıllar önce bir konuşmasında geçen “aslında kalıplaşmış isimlerden birini vermek yanlış olur müziğime; ama eğer bir isim vermek isteseydim "dog juice" diye adlandırırdım herhalde...” sözlerinin bir yere not edilmesiyle inşa edilmiş bir fanzin İstanbul'da 2014 Ağustos'unu serinletmeye hazırlanıyor.

Geçtiğimiz ay İstanbul'a gelen istismar sinemasının aranan yönetmeni Abel Ferrara ile bir tuvalet köşesinde daha önce hiç konuşulmayanlar, Lars von Trier, Thomas Vinterberg gibi yönetmenlerin başını çektiği “Dogma manifestosu”nun Danimarka'yı yeniden keşfi, Lynchian fantezileri, Lou Reed ve Andy Warhol'a saygı duruşu, Amerika'da punk hareketini üstlenen ”The Kominas” grubu, Beat Kuşağı efsanesi şair Gary Snyder, kült roman Trainspotting'in yazarı Irvine Welsh'in analizi, Bad Religion, Alien Kulture, ”cool” şiddet, Emil Michel Cioran, Emile Ajar kostümlü Romain Gary, Hakan Günday, Bryan Roy Turcotte, Jim Jarmusch, Bertolt Brecht ve daha fazlası ilk sayıda Dog Juice fanzinin konukları...

NERELERDE?
Kadıköy: Mephisto, 6:45 Dükkan, İkinci Yeni Cafe, Akademi Kitabevi, Fanzinlik, 26A Cafe

Taksim: Mephisto, 26A Cafe, Robinson Crusoe 389, DeForm Müzik, Kontra Plak, İnsan Kitap, Kırmızı Kedi, Gon, Aziz Kedi