
95.000 Fenercell'li, 170.000 taraftar kartlı var da iki tane ruhu olan topçu yok be bilader
"Cocukken elimde radyo Fener'in maclarini dinlerdim. Macin tamamini tek kale oynardi takim ve ben kaleci Ivancevic'in ismini bile duymazdim. Oynadigim dönemde de ayni sey olurdu. Fenerbahce'nin bir futbol kültürü vardi ve bu hep böyleydi."
Ridvan'in Kasimpasa maci sonrasi bu sözleri sanirim macin da tarifiydi. Fenerbahce'nin bu tarifte bahsi gecen "futbol" kültürü degisiyor. Tümer'in "yangin ciksa yarim saat süremiz olsa 8 kisi ölü veririz" sözlerini dogrularcasina son yillarda takima gelen topculardaki rahatlik Fenerbahce'nin adeta neo kültürü olmus durumda.
Gaziantep macinin ikinci yarisindan itibaren cöken futbol anlayisi, habire "gidiyorum" aciklamalari ile gündemden düsmeyen Carlos ve Guiza ikilisi ve takimda "yatan" topcular. Isin bu denli uzamasindaki yegane sebep Fenerbahce'nin "büyüklügünü" gelen futbolculara hissettirememiz olsa gerek. Takima gelen futbolcunun "mayismasi"nin nedenleri üzerinde durmak gerekiyor. Yoksa sekizde sekiz yaparken de Fenerbahceli endiseliydi.
Kasimpasa maciyla birlikte gözüken o ki, takim ici bazi radikal karar almanin vaktidir artik. Gidiyorum diye rest cekenlerin biletini kesmek, takimi disipline etmek en önemli noktalardir.
Bu gece kaybetmekten daha cok koyan takim halinde herkesin "mac bitse de gitsek" modunda olmasi ve her seyden önemlisi de giydikleri formanin farkinda olmamalaridir. "Mücadele" kelimesini artik ögrenmenin vaktidir Fenerbahceli topcunun...










3 müdahale:
O ne 95.000 Fenercell abonesinden biriydi ne de 170.000 taraftar kart sahibinden biri. O takımı Samandıra'dan Kadıköy'e uğurlayan kalabalıktan sadece bir tanesiydi. En temiz ve karşılıksız duyguları cebine doldurup Samandıra'ya gelmişti. Onu otobüsten bir futbolcunun ona bakıp gülümsemesi bile delicesine mutlu edebilirdi. Olmadı. Gülümseyen bir futbolcu arıyordu. Ancak görebildiği kulağında kulaklık olan,taraftara bakmaya tenezzül etmeyen futbolculardı. Anlam veremedi.
7 Mayıs 2006. Ligin 33.haftası.Fenerbahçe - Kayseri Erciyesspor maçı. O yine oradaydı. Maç seyircisizdi ancak stad dışında amansız bir kalabalık vardı. Yine otobüse bakıyordu. Yine kulaklık yığını ile göz göze geliyordu. O zaman da anlam verememişti. Bugün de anlam veremedi.
Bu sene pek göreceğimizi tahmin etmediğimiz o ruh eksikliğinden doğan isteksiz futbola yine rastladık. Sinyallerini almamıza rağmen "bu sene olmaz herhalde" diyorduk. Yanıldık. Yine karşımızdaydı o 2 metre önündeki topa hareket etmeyen, rakibin arkasından koşmayan, ikili mücadeleye girmeyen oyuncular.Fenerbahçe,uzun süreli şampiyonluk aralarına pek alışkın olmamalı. Sene sonunda gazetelerde "Şampiyon Fenerbahçe" yazısını bu oyun tarzının ardından görmek ne yazık ki zor.
Bugün stadda 265.000 kişilik bir kalabalık vardı. Bunun 170.000 tanesi taraftar kart sahibiydi. Geriye kalan 95.000 tanesi ise Fenercell abonesiydi. Ardında kalan Fenerbahçeliler ise önemsizdi bugün. Endüstriyellik kalesine bir başka taş daha eklendi. Artık bu kale istesek de yıkılmayacak durumda,artık bu kaleyi istesek de yıkamayacak vaziyetteyiz.
bugünkü fanatikten: Fenercell de 3G'ye geçti: 3-1 :)
fenerbahçeye nazar değdi,ya da büyü var,okutup üfletmek lazım
Yorum Gönder