“Bedenimi büyük bir kutuya koyup, üzerinde Avustralya’da herhangi bir adres yazdırıp sokaktan geçen birine postalatacaktım. Böyle bir yarın hayalim vardı..”

Punk Konseri

Slovakya'nın en çok sevilen iki punkrock grubu GOOD REASON ve MYSTERY OF 19TH OCTOBER, Bohemian Events Group organizasyonuyla 3 Temmuz Cuma günü NEVER REACH HOME ile birlikte İstanbul Kemancı'da!!!

GOOD REASON
http://www.myspace.com/goodreasonband

MYSTERY OF 19TH OCTOBER
http://www.myspace.com/mysteryof19thoctober

NEVER REACH HOME
http://www.myspace.com/neverreachhome

3 Temmuz Cuma, Kapi acilis 20:00, Giris 10 TL
@ KEMANCI, BEYOGLU
Sıraselviler Cad No: 77 Taksim - İstanbul
TEL: 0212 245 30 48

Endülüs devleti öldü ama müziği yaşıyor

Endülüs devleti asırlar önce sona erdi, ama Kuzey Afrika'da yaşayan kültürü bütün canlılığıyla sürüyor.
Bu kültürün en önemli unsurlarından Maluf müziğinin ünlü ismi Lamia Maadini, bu kültürü Avrupa'ya da taşıyan öncü sanatçılardan biri haline geldi.

Bu yaz İspanya'da konser hazırlığında bulunan Maadini, hicaz makamı usullerine dayanan Maluf müziğindeki başarısı sayesinde Fas'tan Libya'ya dek hayran kitlesine sahip.

Cezayir'de toplanan yabancı haber ajansı yöneticilerine konser veren Maadini, bugüne dek bir kez turistik amaçla ziyaret ettiği Türkiye'de konser vermekten memnun olacağını belirtti.

Lamia Maadini, 1967'de Cezayir'de doğdu. Cezayir Belediye Konservatuarında piyanist ve öğretim görevlisi annesi Salime Maadini'nin teşvikiyle 6 yaşında Endülüs müziğiyle tanıştı.

Etkileyici sesi ve güçlü yorumu ile ünlenen Maadini, beş albüm çıkardı, Mağrip ülkeleri ve Avrupa'da çok sayıda konser verdi. Maluf, hicaz makamındaki bir usul sistemine dayanıyor.

Bu usuller 9. yüzyıldan beri değişmiyor. Malufta kullanılan enstrümanlar şöyle: ud, kanun, saz, flüt, rebab. Ancak Maadini konserlerinde def ve piyano da büyük yer işgal ediyor. cnn

Gallo Cerveza


foto: fabyr

biraya gel

83. Gazi Koşusu

gazi koşuları anlamlıdır, duygu yüklüdür. "babam küçükken götürürdü. şimdi roller değişti. biz onu götüreceğiz". işviçreli bilimadamları, 2009 kpss sınavı'ndan sonra gazi koşusunun anlamlı geleceği yönünde fikir beyan ediyor. 83. gazi koşusu, pazar günü 20.45'te veliefendi hipodromu'nda... 750.000 tl param olacak yarış sonrası, büyük hayallerim var...

yarışta koşacak atlar:
aenas
aydın abi
big laser
çakılhan
distant flight
doğanhan
enzo
green manor
inderesi
king to king
miramis*
monte negro
nusrat
perhan
quick finish
rich and handsome
transacoustic
zeev
chi
little tulip
orse gül
rokoko
warrior

*şampiyon olacak

18 yaşımdayken ben de punkçıydım

Paşa!

Halk 'Yargılansın' derse intihar ederim

havuç

HER ERKEK KADAR ÇAPKINIM
Bütün kış üniversite sınavı için çalıştık. Eğlenmek benim de hakkım. Kızlarla aram iyi. Her erkek kadar ben de çapkınım. Ama hayatımım ipleri elimde... Bazıları yolda gördüğünde nedense laf atıyorlardı. Özellikle ' hıyar' 'turfanda havuç' demelerine kızıyordum ama bunları aştım artık.

end of an era

ne olursa olsun bir "devir" perdesini indirdi. seksenlerin ve doksanlarin hatiralarini, cocuklugumuzun büyük bir parcasini olusturuyordu michael jackson. benim icin önemli olanin bircok insan icin cocukluk veya genclik anisi olan birisinin ölümüyle birakacagi hissiyat. yoksa simdiden ntvlerde dönmeye baslar belgeselleri o ayri...
ne yazik ki, seksenlerde dogan hic kimse artik cocuk degil. bu gece erken yatsaymisim keske...

25.06.2005



biliyorum, bir yıldız yağmuruna tutulacağım
toprak çökecek b
aşım dönecek
arkamda seni bulacağım
´haydi´ diyeceksin ernesto gibi
gidelim
yıldızların çok olduğu bir gökyüzü altına..

Aziz Başkan'la Yaşar Usta'nın kızını istemeye gittik

"başkan şehir dışında‚ bu gece kızı istanbul'a getirecek"

***
özel uçakla gitti‚ olay çok büyük
***
şu anda evde büyük toplantı var.
***
karşı aile birilerini araya soktu ama başkan alayının kralıyla işi bitirdi. şu anda evde racon kesiliyor!
***
şu anda evde büyük toplantı var. jandarma komutanı bile tesislerde
***
olay bitti...başkan kızı getiriyor
***
şu anda evden çıkıyorlar
***
şu anda uçağa biniyorlar. kızın yüzünde gülücükler var. başkan yine sert
***
daha ucak kalkmadı. kızın üzerinde mavi t-shirt var
***
mafyatik olaylar oldu. bir siyasi parti olaya karıştı. kızı resmen kurtardık. daha fazla konuşamıyorum
***
..ve uçak kalkti
***
başkan kıza başlık giydirecek. karşı ailenin yaptıgı baskıları anlatacak
***
sözleşme ömür boyu. kız hayatımı eşimle sonlandırıcam diyor
***
başkan fbtv´yi aradı‚ havaalanına kamera istedi
***
indik''

Hasret gidermek

Futbolu sevenler için eminim ki abiler ve babalar özel bir yerdedir. Geriye dönüldüğünde bunların bir kahraman olduğunun farkına varılır. Ben de bu iki kahramanımı ne zaman evden uzaklaşıp gitsem hatırlar, ince bir hüzün dumanının altında kalırım. Okula futbol topu ve spor gazetesi ile gelen baba pek tabii ki çocuğu doğmadan çubuklu formasını da hazırlamıştır. Ama Feneriumların silah zoruyla ışıl ışıl formaları gözümüze dikmidiği yıllarda kurulan semt pazarlarından aldığımız formaların tadı hala damaktadır. Sultanahmet'ten iş çıkışları babamla gittiğimiz Karaköy'deki ünlü! spor mağazasından alırdık formaları çoğu zaman. Önce formayı beğenir, sonra da numara dikmek için tahta merdivenden yukarı doğru çıkardık. Kaç numara derdi adam. Rıdvan'ın numarasını derdim. Sonra bir gün... Aykut takmıştı doksana ve Galatasaray'ı 1-0 yenmiştik. Bütün aile bir arada o kadar heyecanlanmıştık ki! Mahalle maçında "kim oluyorsun" sorusuna Rıdvan'ı satarak Aykut'u söyleyerek cevap vermiştim. Karaköy'deki mağazada onun numarasını diktirmiştim formamın arkasına. Golü attıktan sonra gazetelerin saha içinde sorduğu soruya verdiği cevaptaki ses tonunu asla unutmadım. Ve ben hayatımda hiç o kadar heyecanlanmamıştım bir kez daha o sesi duyana kadar: "Eski dostlarla hasret gidermek istiyorum" diyordu Aykut.

Haossaa, In Between + I Create Soundscapes

25 Haziran Persembe 23.00
Haossaa, In Between + I Create Soundscapes
Peyote

http://www.myspace.com/inbetweenband
http://www.myspace.com/icreatesoundscapes
http://www.myspace.com/haossaa

Wake Up Now Festivali iptal ediliyore

25 ve 26 Temmuz 2009 günleri için planlanan Antalya Wake Up Now Festivali, 2010 yılına ertelenmek zorunda kalınmıştır. 2010 yılında gerçekleştirilecek olan festival, sanatçı listesini olabildiğince aynı tutmaya çalışacak ve Daha Büyük ve Güzel bir Etkinlik için boyutunu genişletecekdir. Bu erteleme sebebiyle doğan rahatsızlıklardan dolayı özürü Borç Biliriz. Türkiye'de bulunan büyük iş ortağının aniden ortadan kaybolması ve ulaşılamaz haline gelmesi Sydney'de yaşayan organizatorlerin bu kısa zamanda yerine koyamıyacakları bir boşluk yaratmıştır. Yeni ve profesyonel bir ekip şu an bir araya getirilmiştir ve Festival gününe kadar heyecanı daha da arttırmak için Türkiye ve Avusturalya'da küçük capta etkinlikler düzenlenecek ve promosyon albümü çıkarılacakdır.

#8

Felaket sicak var. Önümüze akvaryum koymus belediyecanlar. Arkadan da sular akiyor... Emre poşetin icine gizledigi alkolü yere dökmeden nasil alabilir onu hesapliyor. Bense liseli biteli 10 yıl olmuş, düne kadar jölelediğimiz saçları müdüre yakalatmamak için verdiğimiz savaslari hatirliyor hüzünleniyorum. Saçlar gidiyor ondandır. Zaten "ben kücüklügümde hep kel kafalı abilere özenirdim" diyerek sıyrılıyorum mevzudan. Fanzin için Emre ile zaman zaman sabahlayarak 8 nolu hamleyi gerçekleştiriyoruz. Ofisboyz Zia'yı köşeye sıkıştırarak bir yazı kapıyorum. Kerim söz vermesine rağmen "vizeleri" bahane edip sırra kadem basıyor. Erden de spor sergi filan diyerek işin içine giriyor. Anti'ye döve döve bir konser yazısı yazdırıyorum, NYG'yi "Kadıköy'de tribüne sokmama tehdidi" ile fotoğraf çekmeye zorluyorum falan filan... Her fanzin ileride geriye dönüş için bir bahane oluyor belki de.

MORPHOSİS SERGİSİ SOKAK SANATININ SANSÜRLENDİĞİ SERGİDİR

Karaköy'de dün sokak sanatı üzerine morphosis adlı bir sergi açıldı. Organizasyonda en başından beri bir çok hata vardı, eksik düşünülmüş, yapılmamış şeyler dünkü sergi açılışında da kendini gösterdi. Sergiyle ilgili eleştirilebilcek çok fazla şey var ama sergiye damgasını vuran en büyük "hata", "saygısızlık" bir arkadaşımızın işinin, sponsorlardan birinin "beyoğlu belediyesi" olması nedeniyle ve "belediye başkanı"nın sergiyi ziyaret edeceğini söylemesi üzerine, sergiyi organize eden insanlar tarafından uygun görülmeyip, yırtılarak SANSÜRLENMİŞ olmasıdır.

bu kabul edilemez bir ayıptır
Sergide yer alan bir çok insanında benimle aynı görüşte olduğunu düşünüyorum ve sergi her ne kadar sokak sanatıyla ilgilenen insanlarla tanışmak için iyi bir ortam olmuş olsada olsada, böyle bir sergide işlerimin bulunmasından ve bu serginin bir parçası olmaktan utanç duyuyorum.
"street art istanbul organization" ismini duyduğununuzda bir kere daha düşünün çünkü bu insanlar sokak sanatını sansürleme sanatına dönüştürdüler.

Bir nesil onunla büyüdü: Kantinci Kemal Abi

Yıllar sonra tarih yapraklarına şöyle bir not düşülecekti:
"Kantinci Kemal Abi"
kadıköy anadolu lisesi'nin ölümsüz kantincisi.
ölümsüz lafı mecazi anlamda değil reel anlamda kullanılmıştır. 30 yıla yayılan bir süreçte kantinde hep o vardır.
ki otuz yıl önce de keldir, sonrasında da.
yaşlanmaz, kantini bırakmaz.
kantinden inanılmaz paralar kazanmıştır kemal abi.
kaşar ruhu diye bir kavramı hayatımıza sokmuştur.
tostların içine kaşarın yalnızca ruhn hapsedebilmeyi başaran bir teknoloji geliştirmiştir bu abi.
tabie hayat böyle tozpembe midir her zaman?
hayır tabie. okulda bir kısım öntröprönööör öğrenci kantinde çalışan bir kaç genci kafalamışlar ve
para üstü alırken araya sıkıştırılan milyonlarca lirayı kemal abi'nin hazinesinden kaçırmayı bilmişlerdir.
ki paranın bir bölümü de üç kuruşa kantinde çalışan gençlerle paylaşılmıştır.

tüm bunların ötesinde, kantinci kemal abi efsanesini anlatan çok önemli bir fotoğraf karesi vardır.
fotoğraf bir kadıköy anadolu yıllığına basılmıştır.
mizansende bir öğrenci elindeki parayı uzatmış,
"bir tost versene kemal abi" demektedir.
uzandığı yer ise okulun büyük çöp tenekelerinden biridir.
"dikakana bey"

Allen Ginsberg



"şiir gerillası"
hayati boyunca tek bir kadinla yatti
ve ona sadik kaldi
kadinin adi lady narko idi

ich mochte kofte

dereagzi'na antreman seyretmeye gittigimiz günler, "baba"nin elden tutup goturdugu, piramit'in az ilerisindeki "fenerbahce parki", mac gunu cikan biletleri kapma harekati, olmadigi zamanlarda "bi paket cigara" uzatilarak tirmanilan maraton tribunu, yine ayni tribundeki uzun goruntuyu kapatan koca direkler, mac bitisinde "banliyo" trenine yetismeler, okunan ilk pankartta "abdulkerim erkektir her seyi yapar" yazmasi "tamam da baba o kim"e "apo o" diye verilen cevaplar... biliyorum hepsi olmasa da en onemli seyleri kaybettik ve bi daha geri gelmeyecek, ne bileyim mujdat ve ridvanla besiktas'ta bi kahvede at yarisi seyredemeyecegiz en basitinden ya da bostanci treninden baba omzunda baba is yerine, sultanahmet'e, bi daha gitmeyecegiz, en onemlisi de o kofteci abinin koftesini bi daha yiyemeyecegiz...

Alaman mucizesi pank abiler!..

Şöyle bir kurcalayınca "ne oluyo lan" demenin sırası: 1981'de kurulmuş, 3 kere de kapatılıp açılmış bir partinin varlığından haberdar olma sırası. Alaman mucizesi abiler 12 ağustos 05 seçimlerine almanların ünlü ama benim hiç duymadığım parlemantosu bundestag kararıyla seçime dahi girdiler. Sonuç mu, fazla karıştırmayın orasını. über alles deutschland hey! Az kalsın partinin ismini yazmayı unutuyordum: "Anarchistische Pogo Partei Deutschlands"...

parti 1981'de on yedi yaşındaki hanover'lı iki punk tarafından kurulmuş ve 1986'da dağılmış. 1994'de tekrar kurulduktan sonra 1997 hamburg seçimlerina katılmış ve st pauli bölgesindeki oyların % 5.3'ünü almayı başarmış. seçim kampanyasında "içmek, içmek, bütün gün sadece içmek" ve "çalışmak iğrençtir" gibi sloganları kullanmışlar. 1999'da gene dağılmış ancak 2000'de münih'te tekrar siyasi hayata dönmüştür. 2004 avrupa parlamentosu seçimlerine girmek için yeterli imzayı toplasalar da, parti başkanının bir hatası yüzünden seçimlere katılamamışlar. 2005 seçimleri için hazırladıkları tanıtım filmleri ise alman televizyonları tarafından "seks ve uyuşturucu" içerikli olduğu için sansürlenerek yayınlanmış.

Seçimlerdeki şansölye adayları ise aha tam sağda yukarıda: Uzun süre porno film sinemasında çalıştıktan sonra balıkhanede komisyonculuk yapan Wolfgang Wendland. Hayat görüşü ayakta işerken açtığı bacak arası kadar geniş. Partinin politik hedefeleri arasında tam maaşlı işsizlik hakkı, şehirlerin merkezlerinin komple bir şekilde çatılanmasi, tüm vergilerin kaldırılmasi, Avrupa'nın Kuzey'e doğru geniğlemesi ve daha fazla bedava bira gibi maddeler bulunuyor.

dünya görüşlerinin bulunduğu sayfada 2 yıl boyunca ölmüş annesinin kılığına girerek bankadan emekli maaşını çeken serafettin gencel'e geniş yer veren ve biz türklerden öğrencekleri çok şeyin olduğunu belirten parti; ihalecilik, hayali ihracat gibi konulara da oldukça geriler. devlet malı deniz yemeyen keriz felsefesini benimseseler daha çok ciddiye alacağım. öyle içmeyle toplaşmayla olmuyor.

1. Asosyal Parazitler Bölgesi: Asosyal ve hayatta birşey becerememiş olanların yasama hakkı kazandigi bölge. Ayrıca, çalışmaktan çekinen kişilerde bu bölgede yaşama hakkına sahip oluyorlar.

2. Garantili Meşguliyet Bölgesi: Çalışmaları ile asosyal parazitler bölgesinde yaşayan kişilerin yaşamlarını finanse eden olan kural ve yasa fanatiği, sağcı ve/veya solcu kişilerin yaşacağı bölge.

3. Şiddet Uygulama Parkı: Şiddet uygulamalı suç işleyen, naziler ve diğer psikopatların tıkılacağı bölge. kişiler bu bölgede kendi başlarına bırakılıp, kendilerine bol şiddet içeren, macera dolu bir sosyal sitem kurmaları sağlanacak.

daha ilk bölümde bir 'asosyal parazit' olduğumu anlıyorum. aidiyet hissimi tatmin ediyor o tanım tamamiyle. kanım kaynadı diyeyim daha çok.

işkoliği olsun, bu birinci bölge halkına 'serseri' diyen olsun.. bu insanlar da ikinci bölgede çalışacak sürekli. çalışırlarsa şikayet etmezler. ama şunu da unutmamak gerekiyor: "arbeit is scheisse" (çalışmak boktur)

ve işte en güzeli: şiddet düşkünü, şiddete meyilli insanları bi alanda toplamak. böylece çalışan o arkadaşların içinden "biz çalışıyoruz da siz niye burda yatıp sadece ve sadece bira içiyorsunuz layt" diye üstümüze saldıracak olan insanları da ayıklıyoruz. hadi onu geçtim.. şiddet kavramı biz 'insanlar'ın hayatından çıkıyor. şiddet isteyen gidip kozunu kendi bölgesinde hallediyor.

sonra.. beleş bira. gençlik maaşı. vallahi süper. süper! vaat dediğin böyle olmalı. parti dediğin böyle olmalı. ben çok sevdim. bi gün almanya'da oy kullanacak olursam kesinkes bu arkadaşlara veriyorum oyumu. ya da ne bileyim, türkiye'de de böyle bir örgütlenme mi başlatsam.. bilemedim şimdi tam..

bi de partimizin (eheh) başkanının 'die kassierer' adında bir punk grubu var. madem bu kadar okudunuz, fazladan bi bilgi de böyle cebinizde kalsın. bitti.

Easton Cowboys

90'ların başında Bristol'un St Paul's Estate bucağında futbol oynamaya başlayan bir avuç punk'tır. "Pazar günleri punk veya hippie olmaktan mı bıktınız?" diye soruyor Roger, kendisi bir uçak yapım işçisiymiş. 1993 yılında, Easton Cowboys takımı Swabian dağlarında, (Stuttgart yakınları Almanya) bir turnuvaya davet ediliyorlar... "Bu sayede gözlerimiz açıldı" diyor Jasper, başka bir oyuncu, Glastonbury festivali gibi her şeyin do it yourself yapıldığı punk gruplarının çaldığı çocuklar için kukla gösterilerinin bile yapıldığı bir alternatif sunduğunu düşünüyor kendisi. "Her şeyi kendileri yapıyor, profesyonel bir yardım almadan" diye de ekliyor Jasper.

1998 yılında, takım Alternative World Cup, yani alternatif dünya kupası düzenleyecek meblayı denkleştirmiş non-profit -karsız- düzenlenen turnuvada; Fransa, Almanya, İrlanda, Polonya, Belçika ve Norveç'ten takımlar katılmışlar ve 10,000 pound toplamışlar. Böylece Soweto, Güney Afrika, takımlarını getirebilmişler. "Ve bundan sonra herşeyi yapabileceğimizi gördük" diyor Roger, biraz hayalgücüyle dünyanın öbür ucundan insanları biraraya toplamayı başarmışlar. Zapatista hareketine gelince; "Onların bu eforu hayatlarının kontrolünü tekrar kendi ellerine almaktı ve bizim global ekonomik düzenden uzak özgür bir oluşum yapmamıza ayna oldular" diye ekliyor Jasper.

skinheads against racial prejudices