“Bedenimi büyük bir kutuya koyup, üzerinde Avustralya’da herhangi bir adres yazdırıp sokaktan geçen birine postalatacaktım. Böyle bir yarın hayalim vardı..”

Gürsel Tekin ile CHP'nin Metal Yolculuğu

Optik


"Bir gün eve dönerken köşedeki bakkalın önünde gördüm Mehmet'i. Elinde koca bir kaşar peyniri… Yanı başında hep beslediği sokak kedilerinden bir tanesi... O kadar yedirmiş ki kediye Mehmet, kedi ayakta zor duruyordu. O ise hala beslemeye çabalıyordu..."

Liseden cikip "ingilizce ögretmenligi" bölümünü kazandigimiz yillarin hemen basi öyle saniyorum ki birinci siniftayiz. O sirada doksanlarin basinda cikmis fanzinlere özenip biz neden yapmiyoruz diye sayikladigimiz zamanlar. Daha önce "ögretmen" oldugunu duydugum Optik Baskanla röportaj yapmak istiyorum. Ayni bölümden oldugumuz birinden bahsediyor arkadaslar... falanci diyerek... Cocuk arkadaslarini Besiktas'a götürüp stad etrafinda turladiktan sonra hadi gidelim diyormus. Fantastik geldi, tamam Besiktasli olmayabilirim ama ayni yolun yolcuyuz sanki. Tanisiyoruz ve bir gün ona birkac futbol yazisindan ve cikardigimiz Dahke'den bahsediyorum. Sonra da röportaj hayalimi ona anlatiyorum. O da bana "Optik yaziyor" diye baslayan Forza Besiktaslari getiriyor. Ne bileyim hem "harbi" tribünden, hem de ögretmen. Lisede "aaa ögretmen mi olacaksin sinifa
girerken cocuklara omuz omuza yaptirirsin eki eki" diye espiriler yaparken Optik'i anlatirdi bir arkadas. Fenerliler'e sifir verdigini filan iste. Hep fantastik gelirdi iste hem ögretmen hem tribünde olmak. Arkadas "tamam" diyor yapalim senin olayi. Telefon trafigine giriyor ve okeyliyor. "Kadiköy'de sosisli büfelerinin önünde bekle beni" diyor ve Besiktas'a geciyoruz. Optik'i ararken herkes oraya gelmis. Belli ki "ciddi" bir dergi bekliyorlar ama benim yüzüm kizariyor acikcasi. Elimde Dahke'nin önceki sayilarindan birkaci var. Abi diyorum "bak bizim dergi böyle fotokopi..." "Olsun oglum" diyorlar. "Daha iyi bizim icin". Kabatas Hakan geliyor daha sonra yaninda köpekli bir adamla. "Demek Fenerlisin" diyor bana, "neyse bu sefer misafirimiz sayilirsin" diyorlar arkadan. Sonucta ilginc bir gün oluyor benim icin. Hepsi cok ciddi bir bicimde sorulara cevap veriyor ve röportaj bitiyor. Iste o gün farketmistim, "Optik" harbi bir baskandi. Ogretmenlik de okuyoruz, sevdasi oldugumuz renkler farkli olsa da böyle olmaliyiz diyorum. Daha önceleri Besiktas'tan Mecidiyeköy'e gitmek icin kullandigim 30A, 30Mlerin orada gördügüm Optik Mehmet'i cok daha iyi tanima firsati bulmustum.
Sonra bir gün... Yaz kursu icin "ögretmenlik" yaptigim okulda röportaji ayarlayan arkadasim aramisti. Kötü bir ses tonuyla "Optik"i kaybettik diyordu. Aklima o gün yasadiklarimiz gelmisti. Optik, Baskan'di hakikaten. Tüm bunlari niye mi yaziyorum "Optik Baskan gideli 2 sene olmus" da ondan...

Hakan Günday

sıradan bir çizgi filmin, bir çocuğun balkondan atlamasına neden olan etkisinin onda birini yetişkinlere verebilmek için romanlar yazıyor.

NoizineFest!

NoizineFest!
Burn Her Letters, Lost In Bazaar, Poster İti, Sakatat, Standback
Ayrica fanzinler, distrolar, standlar...

Gruplar hakkinda detayli bilgi icin:
http://www.myspace.com/burnherletters
http://www.myspace.com/lostinbazaar
http://www.myspace.com/posteriti
http://www.myspace.com/sakatat
http://www.myspace.com/standbacktr

Kemanci Bar, 25 Temmuz Cumartesi Saat:15:00
Giris: 10 ytl
Dahke #8'i de konser standindan edinebilirsinizzze

Liquid Sky

Slava Tsukerman'ın gerçekten düşük bütçeli filmi ve bir new wave/punk klasiği, güldürecek kadar iyi berbatlıkta film. 1999 San Francisco International Film Festival'in konuğu olan Slava Tsukerman "nasıl olur da bu kadar küçük bütçeyle bir uzaylı istila filmi yapabildiniz sorusuna" cevabı basit "ufak uzaylılar kullanarak elbette"
Konusuna kısaca değinmek gerekirse; uzaylı yabancılar yer yüzüne eroin için gelmektedirler ama zamanla insan vücudunun kimyasal yollarla eroinden daha iyi opiatlar ürettiğini farkederler. Uzaylılarımız genç model Margeret (Anne Carlisle) ile takılırlar . Anne Carlise filimde hem erkek hem de kadın bir modeli canlandırmakta hatta süper basit film hileleri ile kendi kendine sevişmektedir. Ed wood'un basitliği bilim kurgu anlatmaya yeter diyenlere görsel ziyafet.

Hafta sonu nereye saldıralım?

Unurth



Street Art

Peter Schmeichel



“her kaleci gol yediğinde yıkılır. ayağa kalkması için biraz zaman geçmesi gerekir. bazısı için bu süre bir kaç saniye, bazısı için bir kaç dakika, bazısı için bir kaç maç, bazısı içinse bir kaç aydır. bu süre ne kadar kısaysa, kaleci o kadar iyidir. ben hep daha çabuk ayağa kalkmaya çalıştım.”

Ultimate Blowup



bu grubu dinlerken kendimi jiletliyorum aaabiiiiii: bir törkiş hartttkor grubu!
infest, crossed out, man is the bastard gibi gruplara bayilan, power violence meraklilarinin sevecegi türden müzik icra eden ultimate blowup, %100 diy etigine haiz bir grup.
grubun pesini türk medyasi birakmazken onlar ilk röportajini dahke fanzin ile yapmislardir.
(#8 nolu fanzini kurcalayin)

onur: gitar+vokal
baris: bas+vokal
ugur: tempo+vokal

Inglourious Basterds



Tarantino'nun en farkli filmi olacagi simdiden asikar. Fight Club'taki Brad Pitt'i özleyenlere ilaç gibi film. Siddet ve intikamin Tarantino soslu filmi. Fragmani heyecan verici olan film 21 Agustos'ta güzide vatanimiza tesrif ediyore. Aylar sonraki derbi için heyecanlanmak gibi bir sey bu Agustos'taki filmi Temmuz'dan beklemeye baslamak...


Sevdiği ailesinin, Nazi Albay Hans Landa (Christoph Waltz) tarafından katledilmesine tanıklık eden Shosanna Dreyfus (Melanie Laurent), katliamdan kıl payı kurtularak Paris’e kaçar. Orada sinema salonu sahibi ve işletmecisi olarak yeni bir kimlik edinir. Aynı günlerde Avrupa’nın başka bir köşesinde Teğmen Aldo Raine (Brad Pitt), Yahudi askerler tarafından kurulan bir grubu düşmana karşı misilleme yapma amacıyla organize etmektedir. Raine’ın grubu, Nazi Almanyası’nın önde gidenlerine zarar verme misyonunu üstlenmiştir.

Training Day

denzel washington fanlari icin neredeyse bir manifesto training day! bu polisiye serüven, kli$e de olsa defalarca izlenip hatim edilmesi gerek. bunda en büyük katki da sanirim filmin akisinda yigit sahis -"kahraman"- polisten ziyade "alçak" bir polisi oynamasi olabilir bay washington'un!

Otoriteyi sorgulayan herkes hippidir

"Hippi, uzun saçları olan, banyo yapmayan ve dünyadaki bütün kadınlarla birlikte olmak isteyen kişi değildir. Benim için hippi, dini ya da siyasi otoriteyi sorgulayan herkestir. Çünkü din ve siyaset her zaman cevap değildir, genellikle sorunu daha da yoğunlaştırır. Çözüm, merhamet, iyi yüreklilik, acıma, sabırdır. Bunlar daha çok kadınların sahip olduğu özelliklerdir. Amerika'da şunu yeni yeni öğrenmeye başladık: 'Nazik olmakta bir sorun yok... Bu seni eşcinsel yapmaz ya da erkekliğini kaybetmezsin'. Hala çok erkeksi iken, dinlemeye de hazır olabilirsin. Bazen kadınlar sorunlarını söyler ama bunları çözmen gerekmez. Bazen sadece dinlemen yeterlidir. Ben bir hippiyim, her zaman hippi oldum. Ama ilkelerim var. Ben gitmeden önce bu dünyanın farklı şekilde düşünür hale gelmesini istiyorum. Kadınlar ve erkekler için eşit olmasını istiyorum. Eğer ayağınızı bir kadının boynuna basıyor ve kendini sandalye gibi hissetmesini sağlıyorsanız bu bir din değildir. Eğer gerçekten ritüellerinizi yerine getirmek istiyorsanız, merhametli ve adil olmanız gerekir. Benim için hippilik çok önemli, sahte bir Hollywood filmi değil, gerçek bir şey."
Carlos Santana abimiz

Glastonbury 2009

"Bambaşka dünyalar"
Geçtiğimiz hafta İngiltere'nin batısında düzenlenen ve 5 gün süren Glastonbury Festivali'ne 190.000 kişi katılmış. Katılanların yağmur, çamur bereketinden yararlandıklarını belirttikleri festival alanı ise tam bir şehir olmuş. İnsanın bu gördüklerini kendi yaşadığı yerde istemesi kadar daha doğal bir şey yok sanırım. Olmadı, "deplase" olalım bir dahakine...

Kurtuluş



"istanbul sokakları"nın en çok yakıştığı isimdi kurtuluş türkgüven. seksenli yıllarda popüler olmuştu. gitar üstadına "adanalı santana" da denirdi. pankreas kanseri teşhisi konulmuştu, bugün sessiz sedasız hayata gözlerini yummuş...

Türk basını "emo"yu keşfederse...

2 kızın kaybolması ve "emo"cu cikmasindan sonra olayi irdelemeye karar veren Türk medyasi zirvalamaya devam ediyor. Ana haber bültenlerinde, gazete sayfalarinda artik nereyi acsak bir "emo"dur gidiyor. Gecenlerde Fox haber bülteninde "peki ama emolar ne yapar diyorsaniz, Istiklal'de bos bos oturur, bos bos etrafa bakar, aksama kadar bos bos takilir" deyince bizim victorrr patlatti bombayi: "Ne güzel is lan bos bos.. Biz de "emo"cu olsak ya.."
Ya ben bu güzide medyamiza hicbir sey demek istemiyorum allasen. Bir dönem "satanist" cinayetlerinden gazi alarak "ortamlara akan" ana akim medya, simdi de "emo" olayina sardi. Bakalim daha neler duyup, neler okuyacagiz emmoglu...

Greatest Punk Rock Band Logos

Elin oğlu yazmış. Tüm zamanlardan 25 punk grubu ve kendisine göre logo sıralaması. Bu tür yazılar her ne kadar elitist ve popülist olsa da göz gezdirmeye değer mi, değer... Bir tık ötede diyelim de geleneği bozmayalım.

02.07.1993

bir yobaz yangininda
sivas'i dokuldu
turkiye'nin,
hic onarilamayacak.
o zamandan beri
dunyanin otuzyedi yildizli
tek otelidir
madimak.

vedat ozdemiroglu

so tell the girls that i'm back in town

fenerli yüzü eskiyeni sevmez, hep "yeni" birini ister. kaleden teknik ekibe devreyi görmeden gidenler hep bu yüzdendir. +3 senelik hedef cizen baskanin tekrar daum'u getirmesine bu sebeple soguk bakanlarin sayisi yüksek. en azindan kendi cevrem öyle diyebilirim. herr daum dün anlasmayi imzaladi ve 3 senelik yeni bir dönem baslamis oldu. üc sene cok uzun bir dönem, sonuna kadar görevine devam eder mi bilinmez fakat onun gelmesi en azindan +80cileri tekrar umutlandirdi. cünkü daum; biyigi, karisi ve roland koch ile beraber geliyor yine. sakarya'da doksaninci dakikada luciano'nun golüyle birlikte koch'u öpmüstük. futbolculara tezahürat yaptiracak kadar da isin farkindaydi koch. bunlarin yaninda istanbul kisinin cetin gececegini bilen daum 15 yildir eskitemedigi botlarini da yaninda getiriyor. bu kis istanbul soguk gececek pek tabii.