
Amaç sık sık geriye dönmek olmasa da, iki espresso içince 'bana çocukluğumu geri verin' diye haykırmak istiyorum. Neredeyse 'dante' gibi yarılamışken ömrü hala kurtulamayınca sınavlardan beyin göçü geçmişe doğru gidiyor. Haydarpaşa-Gebze banliyölerinde geçen bir çocukluk geliyor akla. Bir zamanlar Kadıköy diyesi geliyor insanın... Büyüdüğüm yer. Babamın omzuna çıktığım günler... Hayat henüz bu kadar yormamışken. Futbol benim için, senin içinken! Alaska Frigo hayat demekken. Semt pazarlarından alınan çubuklular, anneye diktirilen forma numaraları varken. Karaköy'ün küçük spor mağazaları varken, devasa spor endüstrisi yokken...
***
Sanki daha samimiydi her şey. En azından 5 dakika kala girilen, sinema koltuklarıyla süslenmiş bir stadyum yoktu. İçeri girmenin mücadele gerektirdiği, köfte kokularının hiç olmadığı kadar güzel koktuğu yıllarda tanıdım 'Maraton' tribününü. Bir insanın, betonarmeye aşkının ilk safhalarıydı. Özleneceği akıllara bile gelmezdi, gelemezdi. Hiç betonarme özlenir mi? Özleniyormuş... Delicesine hem de.
***
Kadıköy 'ruh'u olan bir yerdi biz futbol taraftarları için... Antreman izlemeye okuldan kaçıp gelecek kadar sevgimiz vardı. Yok olmaya yüz tutan sevgilerimiz var artık bizim. O günler de artık fotoğraflar kadar uzak...










3 müdahale:
sahayı düzgün göremiyoruz diye direklerine küfür ettiğimiz maraton , affet bizi.
http://jogabonitoturkey.blogspot.com/2010/11/marathonun-bykl-agbileri.html
sahayı düzgün göremiyoruz diye direklerine küfür ettiğimiz maraton , affet bizi.
Yorum Gönder