“Oysa hayat, her bölümünde ayrı bir hikâyenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bi filmdi.” »

"Çıkmaz sokak"



Televizyonu kapayıp sokağa attım kendimi, sokak ismi vermiyorum kısaca Yeldeğirmeni! Evet ahşap evlerin bol bulunduğu Kadıköy'ün en ucra tarih kokan bölgesi, yukarı doğru soluk soluğa çıkıp Halitağa'ya doğru yol aldım. Sigaram caddeye girmemle bitti onu atacak çöp tenekesi de artık aramıyordum, gerçi cadde üzerinde belediyenin koyduğu sigara söndürme kutuları da ne de olsa ağzına kadar dolu olacaktı, dibinde sığmayan izmaritlerle. Yürürken sigara içmeyen beyfendilerden olmadığımı düşünmüş olabilirsiniz o da çok da sikimde değil tabii... Kızgınlığım var doğaya, tarihe, kitaplara, babama, büroksiye, adalete, hiç bitmeyen eşitsizliğe. Ama yine de varım yaşıyorum içimdeki bitmez umutlarla devam ediyorum yoluma. Ne kadar çıkmaz sokak çıktıysa çekmedim fişimi yine çekmeyeceğim. Hasanpaşa'dayım şu an caddede iki tiki kız mobese kameralarını aldırmadan esrarlarını ateşliyorlar ne kadar rahatlar sadece o imrendirdi beni yoksa içtikleri zıkkım başarısızlıkların, hayattan kaçışların ayrı bir yolu. Bu yollarda çıkmaz sokak çok fazla!

Sonunda geldim muhasebecimin yanına ne kadar temiz bir arkadaş ne kadar iyi bir bilseniz tabi bu düşüncem bana karşı atacağı yanlış adıma kadar sürecek yoksa herkes bana iyi, tekmeyi yiyene kadar! Ufak hesaplarımızı halletmemiz ve çayımı içmemle sevgili arkadaşıma veda ediyorum. Kadife Sokak'da müdavimi olduğum bir mekana yol alıyorum düşünürek, ziyaretten önce imrendiğim o kızların rahatlığında amsterdam rüzgarları falan esmiyordu aklımda, ben de bir bağımlıydım neticede artık içmesem de bu bağımlılık asla bitmez. Kaçışların, sahte mutlulukların en basit adreslerindendir esrar alkolden sonra en basiti sonra mezun olunur tölerans gösterir ilerlersin, ben ilerlemeden tökezleyenlerdenim. Yani muhasebecimin hala vurmadığı tekmeyi o çok önce vurmuştu. İki üç senelik aşkımız sonrasında vurduğu için çok şanslıyım yoksa bu bitmez bir aşk ve bir o kadar çıkmaz sokak hepsi mutlu bir yaşam için. Girdiğim girdap ya da yediğim tekmeyi düşünürken mekana da az kalmıştı. Birkaç kadeh kırmızı şarap unuttururdu bugünlük bunları... Bir de mekanın sosyal ambiyansı, neyse ki hava güneşli bahçede sigaramı içerek içeceğim şarabı. İçeceğim şarabı sikeceğim arabı...

Birkaç kadeh esrarın vurduğu tekmeyi bugünlük de olsa unutturmadı ne de olsa içimdeki girdabın tek bir sorumlusu olmasa da en büyük etkeniydi...

Yıl 2002'ydi...
Çok yoğun yaşıyorum zamanı mevsimlerden ilkbahar mevsim değişikliğinin insanlara ne kadar etki ettiğini bilirsiniz öyle bir dönem çok depresifim her şey üzerime üzerime geliyor, dumanlar, alkoller hiçbir şey kesmiyor beni. Soluğu Kuştepe'de bir arkadaşın terasında alıyorum, yapıştırıyor durmadan cigarayı, tvde Okan var Mor Ötesi de davetlisi arada çıkıyorlar sahneye melankolik ruhumun üzerine ateş serpiştiriyorlar, kafamı çok yoğun yaşıyorum keyifsiz de olsam çıkıp gezmek istiyorum, gelmiyor arkadaşım kafam bi dünya biniyorum taksiye soluğu Taksim'de alıyorum, Beyoğlu'nda turluyorum tinerciler geliyor yanıma sinyale, veriyorum bir para gitmiyorlar zaten bitmişler diye sıkıyorum kafalarına biri yaralanıyor birisi de önümde can çekişiyor. Unuttuğu annesini belki de düşünüyor o an kesit kesit, ben kurtardığımı düşünürken bir an düşüncelerim aksine ilerliyor kesit kesit düşündüğü annesini hatırladığını düşündüğüm için. Birden irkiliyorum bir sesle uyumuşum arkadaşım rivotil(rosch) almış camları kırıyor garipsemiyorum az önce hayalimde öldürdüğüm tinercinin kanı bozmuştu rüyamı, ne kadar yoğun olsa da Selim'in yumruklarından akan kan, tinercilerden akan kan bozmuştu hayallerimi, bir seri katil girmişti içime korkmuyordum kandan bıçağı aldığım gibi kestim boğazını Selim'in... Uykumu bölmeyecekti!!! Tekrar da uyuyamadım ekip arabası gelene kadar, sesten rahatsız olanların ihbarına düştüm bilmeseler de beni yakmışlardı benim kendimi yaktığımdan daha fazla... Gireceğim demir parmaklıkların küfünü koklarken hep bu anı ve ihbarcıları nasıl bulacağımı düşünecektim selimin yaşadığını öğrenene kadar. Selim komadan çıktığında vermiş ifadesini ve şikayetçi olmamıştı. Beni öldürmek için çıkmamı istiyordu. Oysaki, dakikalarca izlemiştim akan kanını güzel kafamla... O da bunu tadacaktı anlaşılan. Ama olmadı. Ben çıktığımda patlayan bir dosyasından tutuklanıp hüküm giymişti uyuşturucu satmaktan bir nevi torbacılıktan.

İçimdeki girdap devam ederken beri yandan da yan masadaki gurbetçi fransız kızların bozuk türkçeleri şaraptan daha fazla keyif vermişti, kızlar seksi ve güzeldiler ama benim vaktim yoktu. Hesabı isteyip Beşiktaş'a ordan da Şişli'ye gitmem gerekiyordu. Artık Fulya'daki sevgilimle buluşma zamanım gelmişti...

2 müdahale:

bülen savaş dedi ki...

wow. bir çırpıda okudum!.. eray mesena'ya kucak dolusu sevgiler.eksik etmesin yazılarını...!!!!

bülen savaş dedi ki...

wow. bir çırpıda okudum!.. eray mesena'ya kucak dolusu sevgiler.eksik etmesin yazılarını...!!!!

Yorum Gönder