“Bedenimi büyük bir kutuya koyup, üzerinde Avustralya’da herhangi bir adres yazdırıp sokaktan geçen birine postalatacaktım. Böyle bir yarın hayalim vardı..”

Böyle kahpedir dünya

Bazen insanın diline şarkılar dolanır, bazense insan konuşamaz. Bazen bir öğretmensindir okul bahçesinde. Yorulursun, oturursun bir köşeye. Zil çalar, lise öğrencileri koşturur. İzlersin onları. Dalarsın, gözbebekleri büyürken... Kendinle göz göze gelmişken ! "Merhaba" seslerine rutin merhabalar verirken, "acaba" derken aklına gelmişken dünler, zihnini yorarken "yarınlar" bir şarkı yükselir okul hoparlöründen her zamankine inat: "Böyle kahpedir dünya." Toz kaçar gözüne...

öyle kaç yaşındasın
dertlerin başındasın
istisnasız her an
geçmişi özlüyorsan

bilmem kaç yaşındasın
gözleri yaşlardasın
istisnasız her an
yarını düşlüyorsan

yolculuk nereye
neler uğruna ölmeye
dört yalnızlıkla bir doğruyu götürmeye

hadi durma ağla, ağla
yaşlar kurur zamanla, ağla
böyle kahpedir dünya
son bulur kollarında

hadi durma ağla, ağla
yüzünü ıslatmasan da ağla
belki hepsi bir ruya
son bulur kollarında

söyle kaç yaşındasın
herkes kadar yalnız mısın ?
ince ince titremen
soğuktan mı sanırsın ?

bilmem kaç yaşındasın
herşeyin farkındasın
acılar biriktirip
damla damla harcarsın

yolculuk nereye
kimler uğruna ölmeye
dört yalnızlıkla bir doğruyu götürmeye

hadi durma ağla, ağla
yaşlar kurur zamanla, ağla
böyle kahpedir dünya
son bulur kollarında

hadi durma ağla, ağla
yüzünü ıslatmasan da ağla
belki hepsi bir ruya
son bulur kollarında

söz : birol namoğlu - haluk kurosman
müzik : murat başdoğan - birol namoğlu