
Infest, Crossed out, Man is the bastard gibi grupları seven power violence meraklılarının seveceği türden müzik icra eden hardcore grubu Ultimate Blowup ile hardcore etiği, müzik, politika ve aşk üzerine lafladık.
Pekala önce Ultimate Blowup'ı ortaya çıkaran gerekçe nedir? Grubun elemanları kimlerdir? Ne yer, ne içerler? Yemekten sonra dişlerini fırçalarlar mı?
Ultimate Blowup'ın ortaya çıkmasında öyle majör bir gerekçeden bahsedemeyiz sanırım. Ben (Uğur oluyor) Sakatat adlı gruptan ayrıldıktan sonra Onur ile bir grup kurmak istedim. Sayısız projede beraber olduğumuz Barış da bu eforun bir parçası oldu ve grup bugünkü kadrosunu tamamladı. Onur:gitar+vokal, Barış:bas+vokal, Uğur:tempo tutmaktan+vokal yapmaktan sorumlu. Tür olarak tansiyonlu hardcore diyorum ben buna ama last.fm'de first wave power violence yazıyor.
Ultimate Blowup müzik yaparken kimlerden etkileniyor?
Tüm grup elemanları çokça şey dinlemekte ve bunlardan etkilenmekte. Ultimate Blowup'ın müziğini baz aldığımızda ise etkilendiğimiz gruplar arasından aklıma ilk gelenler infest, no comment, crossed out, man is the bastard, neanderthal ve tüm eski slap a ham records grupları. Ve elbette hc/punk tarihinin tamamı, grindcore, sludge'ın iyi örnekleri...
Peki neler söylüyorsunuz?
Açıkçası grubun lirikleri her şey üzerine... Yani bunu daily life struggle geyiklerine de yorabilirsiniz herhangi bir politik olguya da. Rahatsız olduğumuz şeyler üzerine yazıyoruz. Her ne kadar klişe bir cevap olsa da yazdığımız şeyler hala geçerliliğini koruyor. Eğitimden topluma uygulanan baskıya, arkadaşlıktan scene'e kadar içimizden gelen her şeyi anlatmaya gayret ediyoruz. İçtenliğin işe yarayacağına inanıyoruz.
Grubun “politik” bir kimliği var mı?
Bu gerçekten zor bir soru. Ultimate Blowup'ı politik duruşumuzu göstermek amacıyla kurmadık esasında. Zira, yegane grup kurma ve müzik yapma amacımız iyi vakit geçirmek. Anarko punk grubu değiliz ya da hayvan haklarıyla ilgili bir şarkı yazmadık henüz...
Peki ama derler ki “politikasız punk/hc kafeinsiz kahve gibidir” (Sanırım Halil Turhanlı, “Türkiye punk tarihi” kitabında kullanmıştı).
Hardcore sadece politikadan ibaret değil. Duruş ve güzel ahlak sahibi olduğu sürece kendinden hiçbir şey yitirmez. Hem kafeinsiz kahve de var, politikasız hardcore da. Seçim insanların. Önemli olan dürüst olmaktır. “Politik” olmak imaj doğrultusunda da belirlenmiş olabilir. Ya da gerçekten inandığı için bir grup politik olabilir. Sonuçta metal gibi fantezik şeyler yerine gerçeklerden bahsediliyor.
Punk felsefesi, hardcore kültürü deyince aklınıza ne geliyor?
Açıkçası, Ultimate Blowup punk felsefesi üzerinde pek kafa yormayan bir grup. Bizler sadece rutin hayatlarımızı yaşamak zorunda kalıyoruz. Çünkü ne kadar radikal düşüncelere sahip olursanız olun bazen şartlar her istediğinizi yapmanıza izin vermeyebiliyor. No Future tarzı bir düşünceye sahip olmadık hiç bir zaman. Aksine, gelecek için güzel planlar yapma peşindeyiz. Vurdumduymazlığı, "gelecek yok" düşünce tarzını benimsemedik. Bugüne kadar kendimizi anarşist ya da dadaist olarak da tanımlamadık. Ama punk felsefesi bunlardan ibaret olmadı hiçbir zaman. Bu "kültür"ün her haliyle yıkıcı bir amaca hizmet ettiğini düşünenlerin yanıldığını düşünüyorum. bence punk'ın yapıcı bir yanı da mevcut. Müziği, lirikleri, anlatmak istedikleri, fanzinleri ve dünya üzerindeki en harika şey olan DIY etiği..
DIY etiği demişken bu “etiğe” sadık bir grup olduğunuzu düşünüyor musunuz? Yerüstüne çıkacak bir güç olsa UB bunu değerlendirir mi? Mesela, büyük kitlelere ulaşma arzusu var mıdır grupta veya elemanlarında?
Ultimate Blowup'ın %100 DIY bir grup oldugunu söyleyebiliriz. DIY grupları destekliyor ve DIY konserler düzenleyip, düzenleyenlere destek veriyoruz. Hiçbir zaman cafcaflı prodüksiyonlara imza atamayacağız. Bir çok provamızı kendi imkanlarımızla kaydediyoruz.. Hardcore müziğinin, UB'ın icraa ettiği alt tarza mensup hiçbir grubu yer üstüne çıkmamıştır sanırsam. Tabii ki isim yapmış büyük ve ilham verici olduğunu düşündüğümüz gruplar var ama bu gruplar hiçbir zaman mainstream tarraa altına yatmadı ve tarih içerisinde de DIY gruplar olarak anıldı. Biz de büyük kitlelere açılma kaygısı, arzusu pek yok açıkçası. Çünkü biliyoruz ki biz sevdiğimiz şeyi çalıyoruz ve bunu seven insanlar bizi bir yerden bulur çıkarır, dinler. Benim için hardcore etiği yer üstünü reddediyor. Çok memnunum şu haliyle...
Yurtiçi ve yurtdışındaki bağlantılarınız nasıl gidiyor?
Yurtiçinde ayağımızın tozuyla 1 ayda 2 konser verdik. İkisine de katılım oldukça azdı. Sağlık olsun diyorum. Yurtiçinde herhangi bir bağlantımız bulunmamakta. Noizine kitlesi dışında bizden haberdar olanlar var mıdır bilemiyorum. Yurtdışına gelince Henry Fonda adlı Alman grupla split floppy yayınladık. Bu splitte prova demomuzdan 1 şarkı bulunmakta. Önümüzdeki günlerde yeni bir kayıt yapmayı planlıyoruz. Split yapmak için bizi bekleyen birkaç grup var. Yurtdışından gelen tepkiler şu ana kadar iyiydi. Yaza doğru katılımımızın kesinleştiği uluslararası bir de powerviolence complation'ı bulunmakta...
Grubun “fanzinler”le ilişkisi ne alemde?
Fanzinlerin hc/punk içerisindeki en önemli şeylerden biri olduğunu düşünüyoruz. Barış önceden fanzin çıkartmıştı. Eskiden ne güzel fanzinler varmış. Fanzinleri seviyoruz...
Yakın gelecek hakkında planlarınız neler?
Yakın gelecek ile ilgili parlak fikirler ya da güzel planlar henüz belirmedi kafamızda. Şarkılarımızı kaydetmek, olabildiğince çok konser vermek, scene içerisinde aktif olmak gibi genel isteklerimiz var sadece.
________________________________________________________________________
Pazar sabahınıza renk katmak için 2009 yılına ait dahke #sekizde yer alan bu söyleşiyi buraya aldık. Daha çok gürültü için grubun myspace sayfasını ziyaret edin.










1 müdahale:
Dinlenirken korkuyorum kendimi kesicem diye :)
Yorum Gönder