

Herhangi bir ülke de herhangi bir şehirde haftanın herhangi bir günü ve herhangi
bir saatte sayısı elliyi belki de yüzü geçmese de bir barda, bir bodrumda ya da bir stüdyoda kendi sıkıntılarını atan gençler olduğunu bilmek bile yeterli bir şey. Ne de olsa en iyi sanat eserleri köşede kalmış olanlardır. Bazen bunu İstiklal sokaklarında gezinirken sararmış ve yırtılmış fotokopi bir konser afişi gördüğümde veyahut çok ucuz müzik aletleri ile sahnede üç akorla çalıp söyleyen birkaç velet gördüğümde anlıyorum ki gerçek sanat sokaklarda, bodrumlarda, tuvalet duvarlarında sergileniyor zaten. Sadece zorunluluk yüzünden bu ortamların tercih edilmesi üzücü zira televizyonu açınca yerlilere hiç lafım yok zaten onlar kafadan kopmuşlar yabancı rakırlar “az laf çok caz” felsefesiyle içi boşaltılmış bir müzikle karşımızdalar... Artık bizim grafik göz zevkimiz grafikerlerin ve birinci sınıf jetset sanatçıların ve reklamların ekmek teknesi konumunda. Yapmamız gereken sıkkın gençler gibi kendimizi ifade eden bağımsız ticari kaygısı olmayan kışkırtıcı, ironik, iğrenç sayılabilecek eserler bırakmak... Kelebek ömürlü olması daha da iyi olur belki de...










1 müdahale:
herş ey sanat olabilir (dada)
herkes sanat yapabilir (punk)
Yorum Gönder