“Oysa hayat, her bölümünde ayrı bir hikâyenin döndüğü neşeli bir dizi değil, sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bi filmdi.” »

Nedir?

ve insan tekrarlanan çarpışma seslerinin çeşitliliğinden günümüz davullarına gelmiştir. hatta günümüz "drum'n'bass" stilini icat etmiştir... işte müziğin hikayesi !
Hakan Günday, Kinyas ve Kayra


Sanırım her şeyi anlatmak için çok öncelere dönmek gerekir. Liseye kadar... Sonraları her ne kadar "kişisel hamle" adını alsa da dahke, 98 Eylülünde birkaç kişinin bir araya gelmesiyle oluşacaktır. Ne kadar "kişi" desek de o zaman birbirimize "scoundrel" derdik. Hergele ! Lise kitaplarına düşülen notların, çiziktirmelerin fotokopilenmesiyle oluşacak bir fotokopi dergi olmuştu artık. Buna bir isim gerekliydi ve aramızdan biri baş harflerden oluşan dahiyane bir isim ortaya atmıştı. Düşünmek için pek vaktimiz yoktu...

Annemin yaptığı börekleri alıp, Ercylerin bahçesine inerdim. Orada uzun uzun muhabbetler yapardık. Konuşulmadık bir şey kalmazdı. Dünyayı yeniden yaratırdık. "Kurduğun hayallere dikkat et, bir gün gerçekleşebilir" derdi, bir büyüğümüz.



Marx and engels, God and angels dönemimizdi ! Dinlediğimiz müzik "azınlık" müziğiydi ve her azınlık müziği gibi felsefesini öne atarak en doğru düşüncelerin kendine ait olduğunu iddia ederdi. Dead Kennedys, Minor Threat, Bad Religion, Sex Pistols, Kranch, Rashit gibi grupların müziğini duyduğumda sesim kısılmıştı. Yaşamın adaletsizliği süregelirken ergen "anarşistliği"nden düşüncelerine susturucu takılmamış bireylere doğru yön almaya başlamıştık. Kuzu gibi yetiştirilmeyen, koyun gibi güdülmeyen...

Victoire Utku'nun getirdiği fotokopi dergilere sımsıkı sarılmıştım. Biraz geriden de olsa takip etmeye başlamıştım. Atlas Pasajı en uğrak alanım olmuştu. Mondo Trasho, Eroll, Disguast, Dış Mihrak, Gorgor, Eblek Hardcore, Hayta, Pisscore gibi "fanzin"lerle duygusal bağ kurmuştum. Yazılara, fotokopi kokularına vs. Bir insanın bir nesneye karşı aşkının ilk safhalarındaydım. Sonra takip yerini taklite bırakmıştı... Çocukluğumdan bu yana evde uğraştığım "yayıncılık" hamlesi için müthiş bir olaydı fanzin. Her ne kadar üretim kabızlığı kendini gösterecek olsa da hayatımın en kırıcı noktasındaydım.

Kendi müziğini yapan dostlarımdan biri de Nawlet'ti. En sevdiğim insanlardır "diy" etiğine haiz dostlar ! Dergisini yapan, müziğini yaratan, afişini oluşturan hatta kendi konser yerini ayarlayan insanlar. Getirdiği "Kinyas ve Kayra" kitabı hayatımı değiştirmişti. Önceleri zaten herkesin düşünebileceği şeyleri ambalajlayıp satan kitaplara önyargıyla yaklaşırdım. Gerek yoktu başkalarının düşüncelerine. Ama sarsılmıştım kitabı okuyunca ! Kelimelerin nasıl insanları sarstığına şahit olmuştum. Artık hayatta tek korktuğum şey Hakan Günday'ın kelimelerinden başkası değildi...